içinde

GüzelGüzel

Dünyada Hepimiz Birer Noktayız; Ama Bazılarımız Daha Uzun Boylu

(…Altı üstü yetmiş sene alacağımız bu gezegende huzur içinde yaşayabilmek için, insan gibi oturup bir asgari müşterek temin etmek, niye bu kadar zordu? Halbuki Zen Budistlerin söylediği gibi, her şey çok basit değil miydi: Karnın acıkınca yemek yerdin, uykun gelince uyurdun.
Hayır, değildi işte. Ne yiyeceğin ve nerde uyuyacağın, diğer insanların ne yiyip nerede uyuduğuna kıyasla manalanabilen bir şeydi. Dünyada hepimiz küçücük birer noktaydık; ama bazılarımız daha uzun boyluydu. Uzun boylular, daha uzun yataklara ihtiyaç duyardı; şişmanlar daha geniş yataklara. Bu da, o yataklar ile normal insanların yataklarının arasında bir malzeme ve işçilik farkı yaratırdı. İşte hepimiz, o farkı yüzünden birbirimizi öldürüp duruyorduk.)
(Onur Ünlü, Hesabım Var)

Teknolojik gelişmelerin insan hayatını kolaylaştırdığına dair iddialar, piyasaya sürülen yeni ürünlerle birlikte, -aslında bir pazarlama unsuru olarak- bizlere sunulmaktadır. Teknolojik gelişmelerin, çoğunlukla, insan yaşamında, kişiye ekstra vakit yaratacağı argümanı hep öne sürülür. Ancak ürünlerin fayda/zarar noktasına bakıldığında, kişilerde bağımlılık derecesinde zarara yol açtığı görülmektedir. İnsanları, gerçek hayattaki iletişimden kopartarak sanal bir gerçeklik deneyimi vadeden bu uygulamalar, insanı, insan yapan temel unsurlardan uzaklaştırmaktadır.
Soğuk Savaş dönemiyle başlayan propaganda savaşı, devletlerin, medyanın gücünü kullanarak insanları, ideolojik kavramlar yönünde etkilemeyi amaçladığı ve başardığı bir dönemdir. Devletler, ideolojilerini emperyalist bir yayılma aracı olarak kullanırken, toplumların dava mantığı güderek sergilediği davranışlar bir iç savaşa ve süreklilik sağlayan bir kargaşa yol açmıştır. Tüm bunlarla birlikte ülkeler arasında kimyasal savaşlar başlamış ve bu savaşlar insanlar üzerinde- çeşitli- kalıcı hasar ve hastalıkların görülmesine sebebiyet vermiştir.
Devletlerarası ilişkilerde yaşanan her gelişme -ticari, siyasi, sosyal- artık çevre/yarı çevre ülkelerdeki her devleti etkilemektedir. Orta Doğu bölgesi bu etkilerin en net görüldüğü alandır desek yanılmış olmayız. Yaşanan savaşların ardından özgürlük, demokrasi ve barış kisvesi altında dayatılan Arap Baharı, ve bu yalancı baharla başlayan mülteci sorunu, tüm dünya devletlerini etkilemiş, insanların kendi vatanlarında, vatandaş sayılmamalarına yol açmıştır.
Dünyada yaşanan olayları bir ailenin gözünden incelememize yardımcı olan Years and Years dizisi, yıllar içine teknolojik gelişmelerin, bireyler ve toplumlar üzerindeki etkilerini anlatmaya çalışmakla kalmamış, bu yeniliklerin gelecekte nelere yol açabileceğini distopik bir bakış açısıyla değerlendirmiştir. Süren bölgesel savaşlar, liderlerin faşist yaklaşımları ve toplumda kendi çıkarları için getirdiği yasaklar, bu yaptırımların toplum nabzına dokunuşları çok güzel ele alınmıştır. Dizinin ilerleyen bölümlerinde, herhangi bir güne uyandığınızda, bankadaki paralarınıza el konulabileceği gerçeğini, halkın iktidara verdiği imtiyazlarla, bir gün içinde iktidarın her şeye erişimi kesebileceğini ve kim bilir mültecilerin, belki yaratılan bu düzensizliğe bir düzen getirebileceği, yorumunu yapabiliyorsunuz.


Yapımda teknolojinin geldiği son nokta olarak insanın evrimi ve transhuman kavramı tartışılırken, bu evrim ne kadar ilerlerse ilerlersin, insana ait soyut duyguların, mücadele, umut, gerçek sevgi gibi, asla mekanik bir akılla elde edilemeyeceğine özellikle değinilmiştir.
Teknoloji ne kadar fazla gelişirse o kadar çok istihdam alanı yaratacağına inandırıldığımız için çok basit bir şeyi gözden kaçırmış bulunuyoruz. Ancak gerçekler acıdır, acılar ise gerçek. Devletler yeni bir politika belirlerken, insan düşüncelerini değiştirmeye çalışır… Değişmeyen tek şey toplum refahı, sınıf sistemi, işsizlik, kendi vatanı içinde sömürülen insanlar ve her gelişimin farklı bir sömürü sistemini ortaya çıkarttığı gerçeğidir.


Her gün kullandığımız uygulamalara ücretsiz erişim sağlıyoruz ve bu erişimin oldukça faydalı olduğunu fikri empoze ediliyor. Peki, ürünün kendimiz olduğunu ne zaman fark edeceğiz? İnsan olmak her türlü gelişimin ötesinde bir deneyim ama bunun kıymetini ne zaman anlayacağız?
Kendi hayatımız, başkalarının hayatlarının ötesinde merak uyandırmalı.

“Kendim olmayı yeğlerim, suratsız da olsa kendim olayım. Ne kadar neşeliyse de başka biri olmak istemem”.

Ne düşünüyorsun?

Comments

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir